Bariatrik cerrahi ve meme kanseri arasındaki ilişkiyi gösteren araştırma sonuçları, Swedish Obese Subjects çalışmasından elde edilen bulgular.

Bariatrik Cerrahi ve meme kanseri riski, obeziteyle ilişkili en önemli araştırma konularından biri haline gelmiştir. Özellikle son yıllarda yapılan büyük ölçekli klinik çalışmalar, obezite tedavisinde uygulanan bariatrik cerrahinin yalnızca kilo kaybı sağlamakla kalmayıp, kanser riskini azaltmada da önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.

Bu alanda yapılan en dikkat çekici çalışmalardan biri olan Swedish Obese Subjects (SOS) Çalışması, özellikle meme kanseri riski üzerine sunduğu verilerle dikkat çekiyor.

Swedish Obese Subjects (SOS) Çalışmasının Önemi

1987 ile 2001 yılları arasında İsveç’te 25 farklı sağlık merkezinde yürütülen SOS çalışması, bariatrik cerrahinin uzun dönem sağlık sonuçlarını değerlendiren en kapsamlı prospektif çalışmalardan biridir.

Çalışmaya 37–60 yaş aralığında, yüksek vücut kitle indeksine (VKİ ≥35 kg/m²) sahip toplam 2,010 kadın dahil edilmiştir. Bu bireylerin bir kısmı bariatrik cerrahi (gastrik banding, vertikal bantlı gastroplasti, gastrik bypass) geçirmiş, diğer kısmı ise kontrol grubunda yer almıştır.

Amaç, bariatrik cerrahi sonrası meme kanseri insidansının değişimini incelemek ve özellikle insülin seviyelerinin bu ilişki üzerindeki etkisini belirlemektir.

Çalışmanın Bulguları: Kanser Riskinde Dikkat Çekici Azalma

Genel Meme Kanseri Riski

Takip süresi boyunca toplam 154 kadın meme kanseri geliştirmiş, bunların 66’sı cerrahi grubunda88’i kontrol grubunda yer almıştır. Bariatrik cerrahi geçiren kadınlarda meme kanseri riski %42,6 oranında daha düşük bulunmuştur. Bu fark, istatistiksel olarak anlamlıdır ve kilo kaybının kanser biyolojisi üzerindeki etkilerini destekler niteliktedir.

Hiperinsülinemi ve Kanser İlişkisi

Çalışmanın bir diğer önemli bulgusu, insülin düzeylerinin meme kanseri riski üzerindeki belirleyici rolüdür. Hiperinsülinemisi (yüksek insülin seviyesi) bulunan kadınlarda bariatrik cerrahi sonrası kanser riski %52 oranında daha fazla azalmıştır. Bu sonuç, insülin metabolizması, östrojen dengesi ve inflamasyon düzeylerinin kanser gelişiminde kritik rol oynadığını desteklemektedir.

Bulguların Klinik Önemi

Obezite, kronik inflamasyon, insülin direnci ve östrojen metabolizmasındaki bozulma yoluyla kanser gelişimini tetikleyebilir. Bariatrik Cerrahi sonrasında bu faktörlerde gözlenen iyileşme, kanser riskinin azalmasına biyolojik bir temel sunmaktadır.

Bariatrik Cerrahi:

  • İnsülin duyarlılığını artırır,
  • Kronik inflamasyonu azaltır,
  • Adipoz dokuda östrojen üretimini düşürür,
  • Oksidatif stres seviyelerini dengeler.

Tüm bu biyolojik mekanizmalar, özellikle hormon duyarlı kanser türlerinde (meme, endometrium gibi) koruyucu bir etki yaratır!

Uzun Vadeli Etkiler ve Toplum Sağlığına Katkı

Bu araştırma, obezitenin yalnızca metabolik değil, onkolojik bir hastalık riski oluşturduğunu da göstermektedir. Özellikle insülin direnci ve yüksek vücut kitle indeksine sahip kadınlarda, bariatrik cerrahinin:

Bariatrik Cerrahi Sadece Kilo Kaybı Değil, Kanserden Korunma Stratejisidir

Bariatrik cerrahi, sadece kilo vermek isteyen bireyler için değil, uzun vadeli sağlık kazanımları elde etmek isteyen hastalar için de önemli bir araçtır. Swedish Obese Subjects (SOS) Çalışması, özellikle meme kanseri riskinin azaltılmasında bariatrik cerrahinin güçlü bir koruyucu etkisi olabileceğini kanıtlamaktadır.

Bu sonuçlar, hem kadın sağlığı alanında çalışan hekimler hem de obeziteyle mücadele eden bireyler için önemli bir rehber niteliğindedir.

Prof. Dr. Halil Coşkun

KAYNAK

  • Kristensson FM, et al. Breast Cancer Risk After Bariatric Surgery and Influence of Insulin Levels: A Nonrandomized Controlled Trial. JAMA Surgery. 2024;159(8):856–863.